Sezaryen Gerektiren Durumlar

Sezaryen Ne Zaman Gerekir Sezaryen rahim içindeki bebeğin karından girilerek rahme yapılan kesi sonucunda bebeğin doğurtulması ameliyatıdır. Sezaryen genel olarak normal doğumun zor olduğu düşünülen durumlarda veya hamilenin kaygıları sonucunda yapılmaktadır.



Hangi durumlarda sezaryen doğum ameliyatı yapılır:
1- Bebeğin ters gelmesi:
Bebeğin baş kısmının değil de başka bir uzvunun veya genelde makat kısmının önde gelmesi durumunda yapılabilir.

2- Daha önce sezaryen geçirmiş olmak:
Daha önce sezaryen geçirmiş olanlarda yine tercih edilecek doğum şekli sezaryen olmalıdır. Sezeryen sonrası normal doğum sırasında rahmin yırtılma ve bunun sonucunda anne ile bebek hayatının riske girme durumları ortaya çıkabilir.

3- Bebeğin normalden iri olması:
Bebeğin ultrason altındaki ağırlığının 4000 gramdan ağır olması durumunda normal doğum sırasında hasar meydana gelebilir. Bu nedenle sezeryan tercih edilmektedir. İri bebek (makrozomi) durumlarında veya annenin şeker hastalığının olması durumlarında normal doğum sırasında bebeğin omuz takılması (omuz distosisi) ve oksijensiz kalması gibi riskleri mevcuttur.

4- Rahim içi gelişim azlığı:
Bebeğin rahim içinde gelişiminin az olması sonucunda bebek normal doğumu tolere edemeyebilir. Bu tür durumlarda bebekte kafa içi travmalarına bağlı olarak kanamalar görülebilmektedir. Aynı zamanda rahim içi gelişimi az olan bebeklerde normal doğum sırasında oksijensiz kalma olasılığı çok fazladır. Bu nedenle bu tür durumlarda da sezaryen tercih edilir.

5- Baş pelvis uyumsuzluğu:
Bebeğin kilosu normal olmasına rağmen baş kısmı annenin pelvis çaplarından daha büyük ise, bu tür durumlara “baş pelvis uygunsuzluğu” adı verilir, halk arasında “çatının dar olması” olarak adlandırılmaktadır. Bazı durumlarda anne pelvisi dar bile olsa bebek kafası küçük olduğu zaman normal doğum gerçekleşebilir. Ancak muayene ile anlaşılan baş pelvis uyumsuzluğunda normal doğum eylemi gerçekleşemez ve vajinal yoldan doğum oldukça sıkıntı yaratabilir. Bu tür durumlarda da sezaryen tercih edilmektedir.

6- Çoğul gebelikler:
Tüp bebek tedavisi ile veya tüp bebek –kısırlık tedavisi olmaksızın kendiliğinden oluşan çoğul gebeliklerde, öncelikle sezaryen düşünülmelidir. Çünkü bu tür gebeliklerde normal doğum risklidir.

7- Bebeğin rahim içinde yan durması:
Yan yatış pozisyonu da normal doğum için sorun oluşturabilir, bu tür durumda da sezaryen düşünülmesi gereken ilk doğum şeklidir.

8- İleri yaş da gebelik:
Özellikle 37 yaşının üzerinde olan ve ilk gebeliğini yaşayan hamilelerde pelvis kemiği daha dar ve daha esnektir. Bu hamilelerde de sezaryenle doğum ilk planda düşünülmektedir.

9- Fetal distress:
Normal doğum sırasında hamileler NST adı verilen cihazla, izlem altında tutulmaktadır. NST bebeğin kalp atışlarını gösteren bir monitörizasyon yöntemidir. NST de kalp atış hızlarının düşmesi “fetal distress” (bebeğin sıkıntıya girmesi) durumunu düşündürdüğünde acil sezaryene gerek duyulabilir.

10- Önceden vajinal operasyon geçirmiş olma:
Vajinal ameliyat uygulanmış hastalarda; mesane sarkması, rahim sarkması ve rektum sarkması nedeni ile operasyon yapılmış hastalarda sezaryen ilk düşünülmesi gereken doğum şeklidir.

11- Annede aktif genital uçuk enfeksiyonu:
Doğum yapmaya hazırlanan anne adayında aktif genital uçuk enfeksiyonu varsa bu durum, doğum kanalından geçecek olan bebek açısından risklidir. Bu durumda da asla vajinal doğum düşünülmemelidir.

12- Anne adayının ıkınmaması gereken durumlar:
Anne adayının ileri düzeyde kalp hastalığı ve ya beyinde “anevrizma” öyküsü nedeniyle ıkınmasının sakıncalı olduğu durumlarda da sezaryen tercih edilmektedir.

13- Myom öyküsü:
Doğum kanalını kapatan myomlar da vajinal doğuma engel olabilir ve ilk sezaryen düşünülmektedir. Diğer taraftan myom nedeniyle ameliyat olmuş hastalarda da daha önce geçirilmiş rahim operasyonundan dolayı sezaryen tercih edilmektedir.

14- Eylemin ilerlememesi:
Rahmin düzenli ve yeterli kasılmalarına rağmen rahim ağzının açılmaması ve bebeğin gelen kısmının aşağıya inmemesi durumuna “ilerlemeyen travay ” adı verilir. İlerlemeyen travayda (eylemin ilerlememesi) bebek bir türlü doğum kanalına inememektedir.

15- Kordon sarkması:
Doğum eylemi başlayıp amniyon kesesi açıldıktan sonra bebeğin göbek kordonu dışarıya sarkabilir. Bu tür durumda bebeğe giden kan akımı azalacak ve kısa süre içinde bebek ölecektir. Kordon sarkması durumunda bir kişi annenin vajinanın içine elini sokarak gelen kısmın kordona baskı yapmasını engeller ve bu şekilde kişinin eli vajina içerideyken acil olarak sezaryen uygulanır. Bu son derece acil bir durumdur.

16- Plasentanın erken ayrılması:
Bebeğin içerde oksijensiz kalması ve beslenememesine neden olur, çünkü bebek rahim içinde plasentadan beslenmektedir. Hem anne hem bebek hayati tehlikesi bulunmaktadır. Asla zaman kaybedilmeden acil sezaryen ameliyatı uygulanır.

17- Plasentanın önde gelmesi:
Rahim içinde yer alan plasentanın önde gelerek vajinal kanalı kapatması durumunda da sezaryen uygulanmaktadır. “Plasenta previa” adı verilen bu durum genellikle ultrasonda saptanabilmektedir. Plasenta previa olan gebelerin doğumları mümkün olduğuca ertelenmelidir. Bu şekilde rahim içindeki bebeğin büyümesi sağlanmış olur. Ancak kasılmalarla birlikte rahim ağzı genişlemesi ile birlikte kanama ortaya çıkabilir. Bunun sonucunda da acil sezaryen ile doğum gereklidir.

18- HPV enfeksiyonu:
Annenin daha önceden kaptığı hpv enfeksiyonları vajinal kanaldan inen bebeğe geçebilir. Diğer taraftan büyük “kondilomlar” doğum kanalını mekanik olarak kapatarak, doğumu engelleyebilir. Ancak aktif enfeksiyonu olmayan, bu enfeksiyonu daha önceden geçirmiş ama hamileliğinde hpv ile ilgili bir sorun yaşamayan kişilerde normal doğum uygulanabilir.